1 Temmuz 2018 Pazar

Call me "Mrs." Bitches!


1. Amerika'da yapılmış bir araştırmaya göre göre insanların %98'i, 75 yaşına gelene kadar en az 1 kez evleniyorlarmış. İnanmazsan tıkla ve bak. Yani halen daha bekarsan merak etme sen de evleneceksin dostum. Facts are always right ;)

2. Yabancı biriyle evlenen ne ilk ne de son Türk vatandaşı ben olacağım, damn it!

3. Hayır, AB pasaportunu öylece hemen vermiyorlar. Evlilik ve üstüne çocuk yapmak da yetmiyor. En az 5 yıl o gavur memlekette yaşamam ve kendi hayatımı idame ettirecek kadar para falan kazanmam lazım.

4. Evet, Kıbrıs çok güzel. Burada sıkıcı hayatlarımızı yaşamaya devam edeceğiz.

5, Nicky ile ilişkimizin ilk yıllarında çoğunlukla ingilizce konuşsak da şimdi, günlük iletişimimizin %75'ini Türkçe diliyle kuruyoruz. Adam Türkçe öğrendi.

6. Balayına gitmedik çünkü paramız yoktu. Ama Kurban Bayramı için feci şahane bir plan yaptık. Önce Nicky'i el öptürmeye Dayımlara, Amcamlara götüreceğim ve sonrasında da tüm Ege Kıyısını dolaşa dolaşa Antalya'ya kadar ineceğiz.

7. Hristiyan olarak doğmuş biriyle evlendim diye ailem bana gücenmedi: İnşallah adam gibi adamdır da seni üzmez diyerek duygu durumlarını özetlediler.

8. Tabi ki de kilisede evlenmedik. Hümanist wedding yaptık biz, bir nevi hükümet nikahı yani. Nedir diye bakmak isteyenler tıkla (humanist wedding) 

9. Hümanist wedding  seramonisinde senin ve eşinin ellerini kırmızı bir kurdela ile nikah memuru tarafından semboluk olarak  bağlıyorlar yani bir nevi kaderimizi bağladılar. 

10. İrlanda'da boşanma davaları ortalama 3 yıl içerisinde sonuçlanıyormuş, Türkiye'de 3 dk diyebilirim. Hatta bir tanıdığımın mahkemede randevusu 15:00'de idi ve geç kalmamak için vaktinden önce mahkemeye giden bu çift, kendilerinden önceki çift gelmediği için saat 15:00 olmadan boşanmışlardı. Hayat böyle garip sürprizler yapabiliyor, doğrudur.

10. Evet İrlandalılar biraz çoooook içki tüketiyor ve hiç sarhoş olmuyorlar.

11. Yine olsa yine İrlanda'da evlenirim. İyi ki orada düğün yapmışız. Hem çoook eğlendik hem de hiç bir Turkish Drama'ya maruz kalmadım. 

12. 10 -18 Haziran tarihleri arasından toplamda 7 dk kadar güneş gördük. Onun dışında hep yağmur yağdı, düğün fotoğraflarımızı çekerken de yağmur yağdı!

13. Türkiye ile İrlanda arasındaki anlaşma gereği evliliğim Türkiye'de de kabul ediliyor ama hangi evraklarla nereye başvurmalıyım araştırmam lazım. Biliyorsanız söyleyin pls.

14. Hayatımda hiç bir zaman keşke İrlanda'da yaşasam demedim ama yıllar önce Londra'ya gittiğimde Nothing Hill'i gezerken bir ağaç dalına dilek bilekliği bağlamış ve inşallah vakti gelince, çok mutlu bir aile olarak sağlıkla - çok iyi bir kazançla mutlu şekile burada yaşarım diye dilemiştim.

15. "Dilediklerine dikkat et gerçekleşebilir" cümlesine yürekten inanıyorum ve gerçekleşmedikçe isteklerim daha teferrauatlı şekilde dileklerimi kurgulamaya başladım. Galiba biraz safım.

16. Sanırım Nicky'nin ailesi beni seviyor, ben de onları seviyorum. İlişkimiz daha iyiye gitsin isterim bunun için de elimden geldiğince çabalamak istiyorum ama nereden başlayacağımı bilemiyorum. Plan yapsam iyi olacak sanırım.

17. Biz Nicky ile Okcupid uygulaması ile tanışmıştık yani internetten sevgili bulma uygulaması. Bu uygulama ile bizden sonra tanışmış ve bizden önce evlenmiş tanıdığım bile var! Hadi durma hemen profil oluştur ve en az 300 soruya doğru cevap ver ki algoritma adam gibi işlesin.

18. EURO almış başını gitmişken Türkiye'den kalkıp gelen arkadaşlarım beni çook sevindirdi. Ne kadar çok bana kıymet veriyorlarmış anladım. Çok seviyorum onları da...

19. Kocam diye demiyorum Nicky inanın evlendikten sonra şahane yemekler yapmaya başladı. Sanki daha çok beni sahiplenir gibi oldu, dur bakalım hayırlısı.

20. Çocuk yapıp yapmamaya henüz tam karar vermedik. Bu konuda çoook büyük endişelerim var. 

21. Nikah seremonimizde aşağıdaki cümleyi söylemem gerekiyordu ve bildiğin heyecandan unutmayayım diye 50 kez dalan bir kağıda yazıp 1 gece önceden çalışmışlığım var:

I, Merve take you Nicky to be my husband and with this ring I join my life to yours....


30 Mart 2018 Cuma

Kıbrıs is Calling! Gelsene...



Kıbrıs'a bahar geldi. Aylardan sonra şimdi yine kendini güçlü hissetme zamanı. Her şeyi başarabilirmişim diye kendimi güdüleme dönemine girdik, hayırlı olsun.



Başarmak kelimesini pek sevmem çünkü ben fark ediyorum ki fazlasıyla başarısız bir insanım. Özellikle toplumun kriterleri baz alındığında tam bir fiyasko sayılırım: ne elimde tuttuğum adam gibi bir eğitimim var, ne gelecek vaad eden bir kariyer sahibiyim, hamarat değilim, az - biraz pisim, hele hele çok becereksizim, elimi attığım her bitki ölür, bir dolma dolduramam mesela, çocuk da yapamadım yaşım 30 oldu, hayırsız evlat sayılırım belki, kilo veremem, sebat etmem, sabırla bir şeyi hiç mi hiç bekleyemem falan filan.... Çünkü tüm bunları başarmak için kazanmak lazım ve o da demektir ki denklemin diğer ucunda (artık ne varsa) ters oranda etkilenmeli ve dengeleri bozmaktan kaçınırım. İçinde bir grup kavramı gizli, taraflardan biri başardı ve diğerine ne oldu? Düşünmeden yaşamak elimden değil, yapamam.

Neymiş, başarmak kelimesi biraz da bencil olmakmış, tarafını seçmek. İdealist olmak demekmiş ki bu tür güdülerden nefret ederim. Başarma gayesinden hatta o kadar uzak kalmak isterim ki grup ile yapılan spor faaliyetlerinden bile kaçarım. Zaten pek kimseler de benimle oynamaz çünkü ben hiç bir zaman kazanan olmadım.





Kıbrıs'ı belki biraz da bu yüzden içtenlikle seviyorum bana kendimi yetersiz hissettirmiyor. Öyle küçük bir dünya ki bu -atom gibi- her bir köşesinde derin ama fantastik hikayeler var. Başkaları onları göremiyor şaşırıyorum. 
Yeni bir projem var aklımda. Güzelyurt'un tüm güzel eski evlerini fotoğraflamak istiyorum. Çünkü hepsi çok fantastik ve bombastik.