27 Haziran 2016 Pazartesi

Psycho Rüyalara Devam! Çok Acayip Kafalar

Dün gece sabaha kadar yine saçma sapan rüyalar gördüm. Hatta yetmedi gecenin bir yarısı kendimi oturma odasında uyur buldum. Evdeki tüm ışıklar açık - sadece oturma odasının ışığı kapalı ve ben de orada uyumuşum. Diyorum ya bizim evde iyi saatte olsunlar var diye, hadi hayırlısı...

Rüyamda babam Ankara'ya gelmiş, beni evime yakın bir lokantada bekliyormuş. Onu almaya gidiyorum. İçerideki yuvarlak, küçük masalardan birinde oturmuş, önünde siyah el çantası ve bir de küçük plastik torbası var. Mahzun biraz. Onu alıp eve getiriyorum ki evim gerçekte yaşadığım evimden çok farklı. Eski ev arkadaşım ile birlikte kalıyormuşum, odalar daha büyük ve geniş. Farklı yani. Sonrasında evden çıkıp yürüyerek bir yere gitmeye çalışıyorum. Mahalle emlakçısının önünden geçerken içeride (şimdiki) proje yöneticimi görüyorum. Üzerinde siyah bir elbise emlakçı ile konuşuyor. Yürüyüp ilerliyorum. Pasaj kapısı gibi bir yerden geçiyorum ki bir anda kendimi çok büyük bir meydanda buluyorum. Bu meydan çöl sarısı renginde, kale surları görünümü verilmiş mermer bir yapıda. Ama bu yapının - köprünün altında masmavi bir su birikintisi varmış. Ne kadar güzel bir su, İstanbul mu burası diye düşünürken fark ediyorum ki ayağımın altındaki zemin sallanıyor. Çünkü suların üstündeyiz. Ve ben yere çömeliyorum, oturur gibi. Ayağımın altındaki zemin de beni hooop karşıya geçiriyor. Otomatik köprü gibi. Sonrasında da bir anda kendimi hastanede buluyorum. Meğersem ben hamileymişim ve doğum yapayım diye hastaneye gelmişim. İnatla hemşireye diyorum ki daha benim ayım var ama o beni hiç dinlemiyor.     -Tamam ama bir şey olmaz, biz şimdi doğumu başlatırız. Senin tarihini beklersek o zaman biz uygun olmayız diyor. Yanımda da bir kadın var - belki annem. Yüzü net değil çünkü. Tartın bakalım kaç kilo almış diyor. Tartılıyorum, sadece 50 kiloyum. Olamaz diyorum, imkansız. O kadın da diyor ki bebeği kontrol etsenize belki de ölmüştür. Bunun üzerine de bir anda odada erkek bir doktor beliriyor ve -Baksana, her ikisi de çok sağlıklı diyerek ekranları gösteriyor. Oradan bebeğin ve benim sağlık durumunu kontrol edebiliyormuşuz. İşte sonrasında da benim sancılarım başlasın diye bacaklarımı havaya kaldırıyorlar, iple bağlıyorlar işe yaramıyor. Ben de hastane bahçesinde yürüyüşe çıkıyorum. Güneşli güzel bir gün. Yavaş yavaş yürüyüş yaparken 4 kişi görüyorum bahçede benden bir kaç metre ötede . IKEA'dan aldıkları şarap ve şampanya kadehleri ile fotoğraf çektiriyorlar. İçkileri içmiyorlar ama içer gibi yapıyorlar. Ben de onların arasına katılıyorum. Muhabbet ediyoruz biraz ve ben de dudaklarımı değdiriyorum içkiye sadece. Acı tadını alıyorum, rüzgar esiyor ve saçlarım dağılıyor biraz...

Sonra da çok susamış olarak kalktım, mutfağa gittim!
P.S.:  Read more? Psycho-Dreams



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder