2 Haziran 2016 Perşembe

Sinem & Kenan Hakkında Bir Aşk Hikayesi (#01)


Gözlerini açtı ve hiç kıpırdamadan bir süre tavana baktı. Yabancı bir çift göz gibi yatakta uzanmış kendi bedenine dışarıdan baktığını hayal etti. Hiç bir şey doyumsayamıyordu. Artık her gecenin sabahı böyle olacaktı. Derin derin nefes alan o adam artık hep kendisinin solunda uyuyacak olandı. Üzerinde fazla düşünmediği bir refleks ile aniden sağında döndü, elleri yastığının altında soğukluğun tadınını çıkarırken boş gözlerle halıya baktı. 

Bugün fazla işi yoktu. Kuaföre gidebilirdi. Spor yapmayı özlediğini fark etti. Kocası, o yorulmasın diye bu yeni evlerine bir de spor stüdyosu yaptırmıştı. Dışarı çıkmadan evinde o ne zaman isterse spor yapabilecekti ama o bu fikre bir türlü ısınamıyordu. Susuyordu. Telefonuna uzandı. Saat 08:24'ü gösteriyordu. Kızlardan mesaj gelmişti. Bugün önce havuza gidecekler sonrasında da kahve içip dedikodu yapacakları Sinem'i de davet ediyorlardı. Mesajın sonunda da gülen yüzler, kalpler, öpücükler vardı onlarca. Yine ani bir hareketle - refleks gibi - Sinem telefonun tuşlarını kilitledi ve yerinden kalktı. Mesaja daha sonra cevap yazarım diye düşündü. Grubun içerisinde en yeni evlenmiş olan Sinem'di. Bugün ki muhabbetin tek konusu da yine onun düğünü, onun aşkı, onun ilişkisi hakkında olacaktı. Kısaca gündem muhteşem kocası Kenan ve onun için ne kadar para harcamaya hazır olduğuydu. 

Mutfağa indi, kahve makinasının kağıt filtresine 2 kaşık kahve koydu ve bir an duraksadı. Çalıştırma düğmesine basmaktan son anda vazgeçti. Onun yerine su ısıtıcısının düğmesine sert bir şekilde bastı. Kocası sabahları kahve içmeyi sevmiyordu. Sinem de artık sabahları daha az kahve içer olmuştu.

Elinde iki fincan çay ile yukarı yatak odasına çıktı. Odaya girdiğinde Kenan'ı uyanmış yüzünde bir gülümseme ile kendisine doğru bakar buldu. Gülümserken gözlerini kısıyordu, küçük bir çocuk gibi ve Sinem bunu ne çok sevdiğini kendine bir kez daha hatırlattı. O gülümsemede geçmiş bir yılın onlarca anısı su gibi akıyordu. Onu çok seven bu adamın yüzünde eski günlerden kare kare geçen anıları izledi. Sinem de gülümsedi yatağa otururken ve önce Kenan'ı öptü günaydın diyerek. Kenan hiç bir şey demeden Sinem'in elindeki 2 fincanı da aldı, komodine koydu. Sonrasında da boşalan her iki eliyle karısını kendine çekti. Seviştiler.
...

Kuaförde işi planladığından uzun sürmüştü, iyi de oldu. Yoksa tüm gün nasıl zaman geçireceğine dair hiç bir fikri yoktu. Eve geldiğinde saat 17:40 olmuştu bile. Mutfağa yöneldi. Kendisi dışarıdayken Fatma Hanım gelmiş, biraz temizlik ile yemek yapıp gitmişti. Onunla da karşılaşmak istemiyordu çünkü çok gereksiz konuşuyordu. Üzerine vazife olmamasına rağmen Sinem'e evlilik ve karı-koca yaşantısı ile ilgili tavsiyelerde bulunuyordu. Sinem hiç kimseyi kıramadığı gibi Fatma Hanım'a da ters çıkamıyor,sessizce onun boş konuşmalarını dinleyip, susuyordu. Bugün onunla karşılaşmamış olduğu için bir an keyiflendi. Fatma Hanım'ı ayrıca güvenilmez buluyordu. Çok uzun yıllar Kenan'ın evinde çalışmış bu kadın onu rahatsız ediyordu. Belki de kocasını kendisinden daha iyi tanıdığını düşündüğü için onu içten içe kıskanıyor bile olabilirdi. Tencerede yeni pişmiş yemeklerin kapaklarını açarken aklına kızlara mesaj atmadığı geldi. Onlar da sonradan bir daha Sinem'i aramamışlardı zaten. Onu kimse özlemiyordu sanki - Kenan'dan başka. 

Akşam bir kaç kadeh içki içmek istedi canı, kocası da birazdan eve gelirdi zaten. Oturma odasında yemek için basit bir şeyler hazırlamaya başladı, viski içmek istiyordu canı. Biraz şam fıstığı ve çikolata da hazırlarken keyfi iyice yerine geldi. Buz almak için buzdolabının kapağını açtığında dış kapının açılma sesini duydu. Biliyordu ki o gelmişti. Koşarak hole çıktı ve Kenan'ın elindeki pahalı çiçek buketini bile almadan kocasının boynuna atladı. Dudaklarından öptü 3-4 kez. Kenan da tek eliyle Sinem'in beline sarılıyor, yavaşça da kalçalarını tutuyordu. İşte mutluluk bu diye düşündü. Huzurluydu bu adamla çünkü tahmin edilebilirdi. Süprizleri bile sıradan ama değerliydi. Onun yanında ürkmene, detayları düşünmene gerek yoktu. Düğün gününü sabahı da böyle olmuştu. Son dakika halledilmesi gereken detayları bile Kenan önceden düşünmüş, adadaki otel sahibi ile organizasyon firmasına uzun ayrıntılı mailler göndermişti. Otele vardıklarında da işlerin "tam olarak" Kenan'ın tarif ettiği gibi yapılmadığını gördüklerinde de Kenan küçük bir sinir krizi geçirmişti. Sinem ilk kez Kenan'ın bu kadar sinirlendiğini ve kendini kaybettiğine şahit oluyordu. 

Gösterişli çiçekleri vazoya yerleştirmiş, oturma odasına koymuştu Sinem. Koltuğun solunda Kenan oturmuş Sinem'in yanına oturmasını işaret etmek için sağ eliyle sağ yanına vuruyordu. Söz dinleyen bir çocuk gibi usulca Sinem gösterilen yere oturdu ve kocasına, çok sevdiği adama sokuldu. Kenan, onu sanki bir başka seviyordu. Hiç bir erkeğin daha önce göstermediği bir ilgi ve şefkat ile Sinem'i şımartıyordu. Alnından, başak sarısı saçlarından öpüyor, aşkını kelimelerle tarif etmeye çalışıyordu. Sanki Sinem'in sevgisi bu adamı beslemeye yetmiyor gibi - aç kalmış çocuklar gibi Kenan her gün daha derin ve şiddetli bir aşk yaşıyordu. Sinem, "Viski koyayım mı?" diye sordu? Kenan da yine gözleri kısık gülümserken "Sen ne şahane bir şeysin!" diye karşılık verdi. Ardında da yerinden kalkarak "O zaman izin ver şarabını da ben sana getireyim dedi." Sinem'in yüzündeki gülümsemesi donuklaştı, "Teşekkür ederim." dedi sadece. Çünkü o şarap içmek istemiyordu bugün ama bir şey demedi, sustu. Daha önce de bununla ilgili tartışmışlardı. Kenan; şarap ve kadın ikilisini birbirine çok yakıştırdığını, dünyada bundan daha seksi bir bileşenin olmayacağını, şarabın da aşk gibi olduğunu ılık ılık bedende akışının doyumsuz zevki hakkında Sinem ile uzun uzun konuşmuştu. Onlar zaten tartışmazlardı. Genelde sonuç bir tür kabulleniş olurdu. O nedenle Sinem gecenin büyüsünü bozmamak için sesini çıkarmamayı tercih ederek kocasının kendisine şarabını getirmesini bekledi. Kenan elinde bir kadeh kırmızı şarap ile çıkageldiğinde Sinem bu gece kendisini uzun bir sevişmenin beklediğini anladı. Kenan'ın bu bir tür aşk çağrısıydı, mumları yakıp kadınını şımartma ibadetiydi...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder